Ayrılık kaygısı, çocuğun bağlandığı kişiden (çoğunlukla anne ya da babadan) ayrılırken yaşadığı yoğun huzursuzluktur. Belirli yaşlarda görülmesi gelişimin doğal bir parçasıdır; ancak kaygı çocuğun günlük yaşamını, uykusunu ya da okula uyumunu belirgin şekilde etkiliyorsa destek almak faydalı olabilir.
Ayrılık kaygısı nasıl kendini gösterir?
- Vedalaşma anlarında uzun süren ağlama ve yapışma
- Okul ya da kreş sabahlarında karın ağrısı, bulantı gibi bedensel şikâyetler
- Yalnız uyuyamama, gece uyanmaları
- Ebeveynin başına kötü bir şey geleceğine dair endişeler
Evde neler yapabilirsiniz?
Kısa ve tutarlı vedalaşmalar: Uzayan vedalaşmalar kaygıyı artırır. Sıcak, kısa ve her gün aynı şekilde tekrarlanan bir veda ritüeli oluşturun.
Habersiz ortadan kaybolmayın: Çocuk fark etmeden ayrılmak kısa vadede kolay görünse de güven duygusunu zedeler. Her zaman “Gidiyorum, öğleden sonra seni alacağım” gibi net bir cümle kurun.
Duyguyu adlandırın: “Benden ayrılmak seni üzüyor, biliyorum” demek, çocuğun duygusunun görüldüğünü hissettirir. Duyguyu küçümsemek yerine kabul etmek sakinleşmeyi kolaylaştırır.
Kademeli alıştırma: Kısa süreli ayrılıklarla başlayıp süreyi yavaş yavaş artırmak, çocuğun ayrılığın ardından ebeveynin geri döndüğünü deneyimlemesini sağlar.
Ne zaman destek almalı?
Kaygı birkaç haftadan uzun sürüyor, okula gitmeyi engelliyor ya da aile yaşamını belirgin şekilde zorluyorsa bir psikolojik danışmandan destek almak süreci kolaylaştırır. Merkezimizde oyun temelli çalışmalar ve ebeveyn danışmanlığı birlikte planlanarak çocuğun güven duygusunun güçlendirilmesine destek olunur.